Artık çok tuhaf biri olduğumu düşünüyorum. Beş dakika öncesine kadar mutluluktan yerimde duramıyordum, şimdi ağladım ağlayacağım. Mutluluk, paylaşınca mutluluk ya. Hevesle sevdiğiniz birine bir şey anlatacaksınız ama karşınızdaki öyle bi şey diyor ki mutluluk tuzla buz oluyor. Oysa mesajı atarken veya anlatmaya başlarken öyle heyecanlısınız ki ona anlatınca mutluluğunuzun ikiye katlanacağından eminsiniz. Ama öyle olmuyor be. Lanetli miyiz neyiz bilmiyorum ama olmuyor. Siz ağzının içine bakıyorsunuz sonrası hayal kırıklığı. Çok basit bi şeyden bahsediyorum inanın. Ama karşınızdaki basit biri değilse en sıradan şey bile can yakıcı olabiliyor. Yazmayı çok özlemişim bunu fark ettim. Biliyor musunuz aslında ben "Özledim" diyebilmeyi çok özlemişim. Ah şu sevdiğin insanlar mutlu olsun diye her şeyi bi kenara atmalar yok mu! Yaklaşık 5 aydır diyemiyorum bunu. Söz verdim ya çünkü meşgul etmek yok, üzmek yok, seni "gökyüzü" kadar özledim demek hiç yok. Dilinin ucunda ama diyemiyorsun işte. Şuan öyle üzgünüm ki bölük pörçük yazıyorum farkındayım ama bu blogu açma amacım da bu değil miydi zaten? Sizler sayesinde tüm hislerimi dışa vurmak. Ben kimseye kendimi anlatamıyorum. Kıskanıyorum mesela çok fazla. Hiç kimse de çıkıp demiyor ki çok seviyor, çok kaybetmiş ve bunu bi daha asla kaldıramaz. İnanın artık yalnız başıma ağlamaktan çok yoruldum. Mutlu olmaya çalışmaktan yoruldum. Güçlü görünmeye çalışmaktan yoruldum. Ben de insanım be diye bağırasım geliyor bazen. En iyi tanıyan insan bile tek cümlesiyle nasıl kırdığını fark edemiyor mesela. En çok koyan da bu zaten. Sanki sizden başka herkes onun için daha değerliymiş gibi geliyor. Bu berbat bi şey ya. Arada zaten mesafeler var zaten her güne dua ederek başlıyorsunuz zaten duygusalsınız. Herkes kırılabilir ama bizim kırılmaya hakkımız yok gibi. Herkes özler ama biz daha çok ama buna da hakkımız yok. Herkese vakit olabilir ama size olmaz. Herkes, herkes, herkes...
Bir önceki yazımda mutlu olmak ya da olmamak size kalmış bir şey demiştim. Evet hala öyle söylüyorum ama insan engelli olmayı kendisi seçmez, seçemez. Şimdi size geçen sene yazın başımdan geçen bir olayı anlatacağım : Anneanneme gitmek için otobüse bindim. Öğle saatleri olmasına rağmen çok kalabalıktı. 25 yaşlarında, beyaz tenli, mavi gözlü bir kadın bindi otobüse ve benim yanıma doğru yürüdü. Kalkıp yer verdim ve işte size bunu anlatmama sebep olan şey gerçekleşti: Ellerini kullanarak bana teşekkür etmek istedi. Sanırım öyleydi çünkü işaret dili bilmiyorum ve yüz ifadesinden bunu çıkarabildim. Gülümseyerek karşılık verdim ve çok geçmeden indim. O bayana cevap verebi...
Yorumlar
Yorum Gönder