Ana içeriğe atla

Çok...

Bazen kelimeler düğümlenir ya dilinizin ucunda. O berbat his işte, biliyorsunuz.
Başlıkta bile yazamadım devamını. ÖZLEDİM, ÇOK ÖZLEDİM. Söyleyemiyorum çünkü söz verdim. Sarılamıyorum çünkü uzak. Gidemiyorum zaman yok. Ya hepsini geçtim böyle gözlerine baka baka sevemiyorum ki içimden. Bir senede o kadar farklı şeyler yaşadım ki anlam veremiyorum. Yıllığımız, mezuniyetimiz olacaktı. Of ne saçma bi sıralama oldu bu yazıda. Bence bir çoğunda bunu yapıyorum ama artık alıştınız. Napiyim o kadar doluyum ki ancak yazınca rahatlıyorum. Senelerce hayalini kurduğunuz bi şeyi düşünün. Zamanı geldi ve olmadı. Bu travma ya. Küçük bi çocukken özenerek, emekle, sabırla yaptığın legoların sebebsiz yere yıkılması gibi. Kalem görüyorum gözlerim doluyor, kitap okuyorum gözlerim doluyor, hoca ders anlatıyor gözlerim doluyor. Ya gün içinde en az 5 kez gözlerim doluyor benim. 4 senede ne hatıralar biriktirmişiz de fark etmemişiz. Size korkularımdan bahsetmiştim. Bi tavsiye: Asla hiçbir şeyden korkmayın, başınıza geliyor. Kaybetmekten korktukça kaybediyorum sanki ya. Herkese anlatıyorum. Onun dışında bir şey konuşmuyorum. Ama onunla konuşurken bazı şeyler öyle noktalara geliyor ki "Ya ben seni çok özledim gerizekalı yeter artık!" diyesim geliyor. Salak saçma şeyler için tartışıyoruz ve bu beni en çok üzen şey. Haklı da olsam özür diliyorum. Elimde değil onu üzmekten nefret ediyorum ama çok seviyorum napiyim. Bazen acaba kötü biri olsam beni daha mı çok sever diye düşünüyorum. Ama atladığım bi nokta var: Ben ona kötü olamıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ENGELLİ ADAYLARI

Bir önceki yazımda mutlu olmak ya da olmamak size kalmış bir şey demiştim. Evet hala öyle söylüyorum ama insan engelli olmayı kendisi seçmez, seçemez. Şimdi size geçen sene yazın başımdan geçen bir olayı anlatacağım : Anneanneme gitmek için otobüse bindim. Öğle saatleri olmasına rağmen çok kalabalıktı. 25 yaşlarında, beyaz tenli, mavi gözlü bir kadın bindi otobüse ve benim yanıma doğru yürüdü. Kalkıp yer verdim ve işte size bunu anlatmama sebep olan şey gerçekleşti: Ellerini kullanarak bana teşekkür etmek istedi. Sanırım öyleydi çünkü işaret dili bilmiyorum ve yüz ifadesinden bunu çıkarabildim. Gülümseyerek karşılık verdim ve çok geçmeden indim. O bayana cevap verebi...

Vicdanının Sesi

Selamlar!! Malum okullar başlıyor, hepimize iyi haftalar diliyorum :( Allah'tan okulu sevdirecek biri var hayatımda yoksa ölüm gibi geliyor. Hepinize kolay gelsin ;) Vicdanımızla yüzleşmekle ilgili yazımı okuyabilirsiniz devamında.. Yarın ve diğer gün benim için üzücü ve tuhaf bi gün olacak. Ne sevdiğim belli ne sevmediğim dediğim birinin ölüm günü. Vicdanım öyle büyük ki kimseden nefret edemiyorum. Bu konuda anneme çok benziyorum ve sinir oluyorum bu özelliğime. Sana yapılacak en büyük kötülükleri yapmış biri için insan nasıl üzülür bilmiyorum ama ben üzülüyorum. Üzüldüğüm için kendimi kötü hissediyorum. İçimdeki lanet sesim susmuyor. Hayatım boyunca kimseye kin tutamadım. K...

Birikinti

Sorunların su gibi aktığı, çığ gibi büyüdüğü, ateş gibi yaktığı sürpriz dönemler vardır hayatımızda. Zaten hayat denilen şey planlarımızın tersinde giden olaylar bütünü değil midir? En hassas olduğumuz anlarda, artık daha fazlası olamaz dediğimiz anlarda... Özellikle de bu anlarda olmaması gereken ne kadar kötü şey varsa olur ve kendinizi depresyona sürüklenmiş bir şekilde bulursunuz. Ben bir aydır depresyonda olduğumu daha yeni fark ettim. Artık siz düşünün ne kadar çok şeyle uğraşmak zorunda kaldıysam. Ufacık şeyler büyüdü, dağ oldu. Güçlü olmaya çalıştıkça daha da çok yıprandım. Kendime bile yalan söylemişim iyi olduğum konusunda. Geçmişim ve geleceğim arasında sıkıştım kaldım. Kabus görmekten yoruldum.(Ne zaman bir şeylerden korksam kabus görürüm.) Yüzüme baksanız özellikle de gergin ve ciddi olduğum anlarda üzülebiliyor mu acaba diye düşünürsünüz. Bu soruyu birçok insandan duydum daha önce. Evet. Üzülebiliyorum hatta yıkık dökük olabiliyorum ama güçlü durmak zorundayım. Bu da beni...