Ana içeriğe atla

Ne Yazsam Bilemedim..

Üç sene önce, Temmuz sonu...
Liseye başladığım, her katında ayrı anımın olduğu okuluma kayıt yaptırmaya gitmiştim. Dün son kez çıkarken o zamanı hatırladım. Binbir üzüntüyle geldiğim, binbir mutlulukla bitirdiğim, ilk dostumu kazandığım okulum.. İçinde onlarca iyi öğretmen olan, hatta öğretmenden daha da fazlası olan insanlarla tanıştım. Umudumu, inancımı yeniden kazandığım okulum. Okul sadece ders gördüğün, sınav olduğun bir yer değilmiş. İçinde yeni bir aile barındırıyormuş aslında. Sizlere endişem, üzüntüm, mutluluğum başta olmak üzere tüm duygularımı anlatıyorum. Hiç kimseye anlatmadığım kadar çünkü ne siz beni, ne de ben sizi tanıyorum. En yakın arkadaşıma bile anlatamıyorum çünkü bazen en büyük üzüntünüz en sevdiğiniz insanla ilgili oluyor. Ona onunla ilgili olan üzüntümü anlatamam. Üzüldüğümü söyleyemem. Zaten hissediyordur ama sözlü şekilde belirtmek istemiyorum. Şimdi fark ettim de ne kadar çünküm varmış. Kusura bakmayın anca bu kadar oluyor, bu halde. İlk defa bu kadar güçsüz hissediyorum kendimi. Gözlerine bakınca cesaret aldığım, mutlu olduğum insan artık çok uzağımda. Ortaokul mezuniyetime gitmemiştim. Bundan pişmanlık duymuyorum. Tüm arkadaşlarım sadece başarıma ortak oldular. Benim sayemde okul ikincisi, üçüncüsü oldular. Birinci bendim ama umrumda da değildi. Hiçbir zaman böbürlenmedim. Kimseye tepeden bakmadım. Çınaraltı'nda: "Benim gibi bir insan çıksın karşıma ve herkesi unuttursun. Kardeşten de öte olsun ve sonsuza kadar yanımdan, kalbimden, aklımdan eksik olmasın." diye bir dilek dilemiştim. Oldu da. Dünyaya değişmeyeceğim insan çıktı karşıma. Dün saatlerce gözlerimi alamadım ondan. Benden iyi bi sürü insan var sonuçta yeryüzünde. Beni unutur düşüncesi zaten aklımı yiyor bi yandan. Karşısına biri çıkacaksa eğer benden çok çok çok daha iyi olsun ki üzülmesin. Beni unutturacaksa böyle biri unuttursun. Belki bununla teselli olabilirim. Sevgi, bencillik değildir. Sevgi, sevdiğin insanların mutlu olması için fedakarlıklar yapmaktır. Ben son fedakarlığımı bunu söyleyerek ve isteyerek yapıyorum. Sonsuza Dek Dost(SDD) olduğum insan yeter ki mutlu olsun, ben her şeye razıyım. Bütün bunları ona bakarak düşündüm dün. Karne günü değil yıkım günü gibiydi benim için. Bi an gerçekten ağlayacaktım ve hiç susmayacaktım gibi geldi. Benim iki kardeşim var. Belki benden küçük olmaları bana böyle hissettiriyordur ama öyle: ikisi de benim için sadece kardeş. Dostumsa: benim için hem kardeş, hem dost.
3 ay sonrasını düşünüyorum. Kimseyle konuşmayan, yalnız oturan, sadece ders düşünen biri olmak istiyorum okulda. Onun boşluğunu kimseyle dolduramam ki. Kendimi teselli etmek için de başkalarıyla bir şeyler paylaşmak istemiyorum. Teselli de olamam zaten. Tek istediğim ikimizin de mutlu olacağı işleri yapması ve ne kadar zaman geçerse geçsin onun için hep önemli biri olmak..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ENGELLİ ADAYLARI

Bir önceki yazımda mutlu olmak ya da olmamak size kalmış bir şey demiştim. Evet hala öyle söylüyorum ama insan engelli olmayı kendisi seçmez, seçemez. Şimdi size geçen sene yazın başımdan geçen bir olayı anlatacağım : Anneanneme gitmek için otobüse bindim. Öğle saatleri olmasına rağmen çok kalabalıktı. 25 yaşlarında, beyaz tenli, mavi gözlü bir kadın bindi otobüse ve benim yanıma doğru yürüdü. Kalkıp yer verdim ve işte size bunu anlatmama sebep olan şey gerçekleşti: Ellerini kullanarak bana teşekkür etmek istedi. Sanırım öyleydi çünkü işaret dili bilmiyorum ve yüz ifadesinden bunu çıkarabildim. Gülümseyerek karşılık verdim ve çok geçmeden indim. O bayana cevap verebi...

Vicdanının Sesi

Selamlar!! Malum okullar başlıyor, hepimize iyi haftalar diliyorum :( Allah'tan okulu sevdirecek biri var hayatımda yoksa ölüm gibi geliyor. Hepinize kolay gelsin ;) Vicdanımızla yüzleşmekle ilgili yazımı okuyabilirsiniz devamında.. Yarın ve diğer gün benim için üzücü ve tuhaf bi gün olacak. Ne sevdiğim belli ne sevmediğim dediğim birinin ölüm günü. Vicdanım öyle büyük ki kimseden nefret edemiyorum. Bu konuda anneme çok benziyorum ve sinir oluyorum bu özelliğime. Sana yapılacak en büyük kötülükleri yapmış biri için insan nasıl üzülür bilmiyorum ama ben üzülüyorum. Üzüldüğüm için kendimi kötü hissediyorum. İçimdeki lanet sesim susmuyor. Hayatım boyunca kimseye kin tutamadım. K...

Birikinti

Sorunların su gibi aktığı, çığ gibi büyüdüğü, ateş gibi yaktığı sürpriz dönemler vardır hayatımızda. Zaten hayat denilen şey planlarımızın tersinde giden olaylar bütünü değil midir? En hassas olduğumuz anlarda, artık daha fazlası olamaz dediğimiz anlarda... Özellikle de bu anlarda olmaması gereken ne kadar kötü şey varsa olur ve kendinizi depresyona sürüklenmiş bir şekilde bulursunuz. Ben bir aydır depresyonda olduğumu daha yeni fark ettim. Artık siz düşünün ne kadar çok şeyle uğraşmak zorunda kaldıysam. Ufacık şeyler büyüdü, dağ oldu. Güçlü olmaya çalıştıkça daha da çok yıprandım. Kendime bile yalan söylemişim iyi olduğum konusunda. Geçmişim ve geleceğim arasında sıkıştım kaldım. Kabus görmekten yoruldum.(Ne zaman bir şeylerden korksam kabus görürüm.) Yüzüme baksanız özellikle de gergin ve ciddi olduğum anlarda üzülebiliyor mu acaba diye düşünürsünüz. Bu soruyu birçok insandan duydum daha önce. Evet. Üzülebiliyorum hatta yıkık dökük olabiliyorum ama güçlü durmak zorundayım. Bu da beni...