Ana içeriğe atla

"Meleğim"

Yıllardır yazmıyormuş gibi hissettim bugün. Kusura bakmayın...
Bu hafta çok karışıktı benim için. Blogumun adını almasını sağlayan kişi, dostum, kardeşim seneye benden uzakta olacak. 3 sene öncesi gibi uzak olacağız. Bu insanın canını çok acıtıyor. Mesafeler şimdiden gözümde büyümeye başladı. Dershanelerin kapatılması belki de en çok beni üzdü. Hayat bizi bir gün ayıracaktı ama kimse bu kadar çabuk olmasını beklemiyordu. Dostum okul birincisi, anlayacağınız üzere inek :P O yüzden sürekli ona hangi okulu tercih edeceğini soranlar var. Ya kimse mi düşünmüyor benim ne hissettiğimi..! Bi Allah'ın kulu da ne kadar hassaslaştığımın farkında değil. Dokunsalar ağlarım. Onunla geçirdiğim her gün, hep en güzel olmuştur benim için. Birlikte geziye gittik mesela ama ben yine de tercih edemem hangi gün daha güzeldi diye. Birini çok sevince insan sadece o olsun yanımda yeter diyor. Onun yanımda olduğu her gün en güzel günüm. Şimdi onsuz mezun olacağım bir okul, onsuz olacağım koridorlar... En kötüsü de her yerin bana onu hatırlatması. Ona hediye almak için altını üstüne getirdiğim dükkanlar, onu mutlu etmek için aldığım çikolatalar, okulda görevli olduğumuz kulüp, sinir olduğum insanlar bile onu hatırlatıyor bana.. Kimseden nefret etmem ben yani etmezdim. Ama onu üzen herkesten iğreniyorum. İnsan neden yeryüzüne inmiş bir "meleği" üzer ki..? "O" "benim" "meleğim". Ve asla benden uzakta olamaz. Böyle bir şeyin olması imkansız olay.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ENGELLİ ADAYLARI

Bir önceki yazımda mutlu olmak ya da olmamak size kalmış bir şey demiştim. Evet hala öyle söylüyorum ama insan engelli olmayı kendisi seçmez, seçemez. Şimdi size geçen sene yazın başımdan geçen bir olayı anlatacağım : Anneanneme gitmek için otobüse bindim. Öğle saatleri olmasına rağmen çok kalabalıktı. 25 yaşlarında, beyaz tenli, mavi gözlü bir kadın bindi otobüse ve benim yanıma doğru yürüdü. Kalkıp yer verdim ve işte size bunu anlatmama sebep olan şey gerçekleşti: Ellerini kullanarak bana teşekkür etmek istedi. Sanırım öyleydi çünkü işaret dili bilmiyorum ve yüz ifadesinden bunu çıkarabildim. Gülümseyerek karşılık verdim ve çok geçmeden indim. O bayana cevap verebi...

Vicdanının Sesi

Selamlar!! Malum okullar başlıyor, hepimize iyi haftalar diliyorum :( Allah'tan okulu sevdirecek biri var hayatımda yoksa ölüm gibi geliyor. Hepinize kolay gelsin ;) Vicdanımızla yüzleşmekle ilgili yazımı okuyabilirsiniz devamında.. Yarın ve diğer gün benim için üzücü ve tuhaf bi gün olacak. Ne sevdiğim belli ne sevmediğim dediğim birinin ölüm günü. Vicdanım öyle büyük ki kimseden nefret edemiyorum. Bu konuda anneme çok benziyorum ve sinir oluyorum bu özelliğime. Sana yapılacak en büyük kötülükleri yapmış biri için insan nasıl üzülür bilmiyorum ama ben üzülüyorum. Üzüldüğüm için kendimi kötü hissediyorum. İçimdeki lanet sesim susmuyor. Hayatım boyunca kimseye kin tutamadım. K...

Birikinti

Sorunların su gibi aktığı, çığ gibi büyüdüğü, ateş gibi yaktığı sürpriz dönemler vardır hayatımızda. Zaten hayat denilen şey planlarımızın tersinde giden olaylar bütünü değil midir? En hassas olduğumuz anlarda, artık daha fazlası olamaz dediğimiz anlarda... Özellikle de bu anlarda olmaması gereken ne kadar kötü şey varsa olur ve kendinizi depresyona sürüklenmiş bir şekilde bulursunuz. Ben bir aydır depresyonda olduğumu daha yeni fark ettim. Artık siz düşünün ne kadar çok şeyle uğraşmak zorunda kaldıysam. Ufacık şeyler büyüdü, dağ oldu. Güçlü olmaya çalıştıkça daha da çok yıprandım. Kendime bile yalan söylemişim iyi olduğum konusunda. Geçmişim ve geleceğim arasında sıkıştım kaldım. Kabus görmekten yoruldum.(Ne zaman bir şeylerden korksam kabus görürüm.) Yüzüme baksanız özellikle de gergin ve ciddi olduğum anlarda üzülebiliyor mu acaba diye düşünürsünüz. Bu soruyu birçok insandan duydum daha önce. Evet. Üzülebiliyorum hatta yıkık dökük olabiliyorum ama güçlü durmak zorundayım. Bu da beni...