Ana içeriğe atla

Mesafeler...


Kahrolası şeylerdir mesafeler! Hep en sevdiklerini uzaklaştırır senden. İsyan edersin, ağlarsın, bağırıp çağırırsın. Her geçen saniye daha çok özlemek içini acıtır. İçin acıyınca başkalarını kırmaya ve agresifleşmeye başlıyorsun. Beklemek çok çok çok uzun ve üzücü bir süreç. Sen istediğin kadar kız, bağır çağır. Değişen bir şey olur mu? Tabii ki HAYIR. Tek yapabileceğin sabırla beklemek.

Beklemeye o kadar çok alışıyorsun ki aynı gökyüzüne baktığınızı düşünüp buna bile şükreder hale geliyorsun. Benim gibi sabırsız biri ‘bile’ beklemeyi öğreniyor.

Seslendiğin zaman cevap verebilecek kadar yakın olsun istiyorsun. Sarılıp kendini güvende hissetmek istiyorsun ama olmuyor çünkü yollar bir yerden sonra ayrılıyor. Herkes tek başına ayakta durabilmek için elinden geleni yapıyor ve bunu yapabilmek için yolların ayrılması şart. Kader, her ne kadar bizim seçimlerimizle belirlense de bir yerden sonra yapacağımız hiçbir şey kalmıyor. Bunu söylemeyi sevmiyorum ama ‘Herkes kendi kaderini yaşıyor.’ arkadaşlar.

O zaman şöyle diyelim: ‘Kaderimiz ayrı yazılmış olsa da bir gün birleşmesi dileğiyle en sevdiğim..’

Dip Not: Beş dakika beklemek bile bunları hissettiriyorsa sana; çok seviyorsundur ;))

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ENGELLİ ADAYLARI

Bir önceki yazımda mutlu olmak ya da olmamak size kalmış bir şey demiştim. Evet hala öyle söylüyorum ama insan engelli olmayı kendisi seçmez, seçemez. Şimdi size geçen sene yazın başımdan geçen bir olayı anlatacağım : Anneanneme gitmek için otobüse bindim. Öğle saatleri olmasına rağmen çok kalabalıktı. 25 yaşlarında, beyaz tenli, mavi gözlü bir kadın bindi otobüse ve benim yanıma doğru yürüdü. Kalkıp yer verdim ve işte size bunu anlatmama sebep olan şey gerçekleşti: Ellerini kullanarak bana teşekkür etmek istedi. Sanırım öyleydi çünkü işaret dili bilmiyorum ve yüz ifadesinden bunu çıkarabildim. Gülümseyerek karşılık verdim ve çok geçmeden indim. O bayana cevap verebi...

Vicdanının Sesi

Selamlar!! Malum okullar başlıyor, hepimize iyi haftalar diliyorum :( Allah'tan okulu sevdirecek biri var hayatımda yoksa ölüm gibi geliyor. Hepinize kolay gelsin ;) Vicdanımızla yüzleşmekle ilgili yazımı okuyabilirsiniz devamında.. Yarın ve diğer gün benim için üzücü ve tuhaf bi gün olacak. Ne sevdiğim belli ne sevmediğim dediğim birinin ölüm günü. Vicdanım öyle büyük ki kimseden nefret edemiyorum. Bu konuda anneme çok benziyorum ve sinir oluyorum bu özelliğime. Sana yapılacak en büyük kötülükleri yapmış biri için insan nasıl üzülür bilmiyorum ama ben üzülüyorum. Üzüldüğüm için kendimi kötü hissediyorum. İçimdeki lanet sesim susmuyor. Hayatım boyunca kimseye kin tutamadım. K...

Birikinti

Sorunların su gibi aktığı, çığ gibi büyüdüğü, ateş gibi yaktığı sürpriz dönemler vardır hayatımızda. Zaten hayat denilen şey planlarımızın tersinde giden olaylar bütünü değil midir? En hassas olduğumuz anlarda, artık daha fazlası olamaz dediğimiz anlarda... Özellikle de bu anlarda olmaması gereken ne kadar kötü şey varsa olur ve kendinizi depresyona sürüklenmiş bir şekilde bulursunuz. Ben bir aydır depresyonda olduğumu daha yeni fark ettim. Artık siz düşünün ne kadar çok şeyle uğraşmak zorunda kaldıysam. Ufacık şeyler büyüdü, dağ oldu. Güçlü olmaya çalıştıkça daha da çok yıprandım. Kendime bile yalan söylemişim iyi olduğum konusunda. Geçmişim ve geleceğim arasında sıkıştım kaldım. Kabus görmekten yoruldum.(Ne zaman bir şeylerden korksam kabus görürüm.) Yüzüme baksanız özellikle de gergin ve ciddi olduğum anlarda üzülebiliyor mu acaba diye düşünürsünüz. Bu soruyu birçok insandan duydum daha önce. Evet. Üzülebiliyorum hatta yıkık dökük olabiliyorum ama güçlü durmak zorundayım. Bu da beni...